Farid Mirbagheri: Kıbrıs benim için bir hazine gibi

Farid Mirbagheri: Kıbrıs benim için bir hazine gibi

Prof. Dr. Farid Mirbagheri İran asıllı bir akademisyen. Khora Yayınevi tarafından yayımlanan Kıbrıs Tarihsel Sözlüğü kitabı sayesinde yolumuz kesişti. Kıbrıslı olarak özellikle adanın güneyine ilişkin ne denli bilgi eksikliğim olduğunu bu kitapla fark ediyorum. Ayia Napa’nın isminin nereden geldiğini, Limasol’da bulunan antik şehir Amatus’a ilişkin pek çok mitolojik hikayeyi, Baf’ta bulunan Akamas Yarmadası’na ilişkin yeni bilgileri edinme şansı yakalıyorum. Kıbrıs’ı, yaşadığım adayı, İranlı asıllı bir akademisyenin kaleme aldığı bir araştırmayla bambaşka bir gözle görüyorum… Şaşırıyorum. Onun kim olduğunu ve neden bu kitabı kaleme aldığını kendisine soruyorum.

Öncelikle Farid Mirbagheri kim olduğunu ve hayatını bizimle paylaşıyor, bazıları için biraz özel oldu dese de tüm sorularımı yanıtlıyor.

“İran asıllıyım. Ancak hayatımın büyük bir bölümünü İngiltere’de geçirdim. On sekiz yıldan bu yana da Güney Kıbrıs’ta yaşıyorum. Lefkoşa Üniversitesi’nde akademisyenim. İran Devrimi’nden önce çok genç bir yaşta, henüz 14 yaşında eğitimime İngiltere’de devam etmek üzere Tahran’dan ayrıldım. İlk başta babam buna karşı olsa da sonunda razı oldu. Yirmi yılı aşkın bir süre İngiltere’de yaşadım. Zaman zaman İran’a gidiyorum. Tüm ailem orada ancak İran’a yaşamak için dönmeyi hiç düşünmedim. Ben geleneksel, Müslüman bir ailenin çocuğuyum. Ben de Müslümanlığa ve Tanrıya inanıyorum. Ancak şunu söylemeliyim ki özellikle İran’da yetişen yeni neslin Müslümanlığa olan inancı gittikçe azalıyor. Siz insanlara dini baskılarla bir şeyler yaptırmaya çalışırsanız bunun insanı dinden soğutması da kaçınılmaz oluyor.”

Öğreniyorum ki, ne Kıbrıs Tarihsel Sözlüğü kitabı ne de burada yaşaması yazarın adaya olan ilgisinin başlangıç noktası değil.

“Bu kitap benim Kıbrıs’la ilgili yazdığım ilk kitap değil. Daha önce de Kıbrıs’la ilgili 1997 yılında bir kitap yazmıştım. Bu kitap “International Peace Making in Cyprus” ismiyle adanın Güneyinde yayımlandı. Kıbrıs Tarihsel Sözlüğü de İngilizce dilinde yayımlanan ve Khora Yayınları’nın isteği üzerine Türkçeye çevrilen bir kitap. Kitabın Türkçeye çevrilmiş olması benim için zorlu bir o kadar da heyecan verici bir süreç oldu. Kıbrıs içerisinde çok farklı bakış açılarını barındıran bir ülke. Politik, ekonomik, finansal ve turistik bilgiler içeren bu kitabı da toplumların pek çok bilgiye bir arada ulaşabilmesi adına yazdım. Öyle sanıyorum ki günün sonunda zahmetimize değdi.”

***************************

“Okurlar için en gerekli bilgileri toplamaya çalıştım”

Kıbrıs Tarihsel Sözlüğü tüm diğer tarihsel sözlükler gibi ülkenin tarihi, siyaseti, ekonomisi ve kültürü üzerine temel bilgiler içeren bir sözlük.  Bu bilgilerin bir kısmı kişiler ve siyasi partilere değinirken, önemli olayları ve başlıca mekânları da okuyucu ile paylaşmayı ihmal etmiyor. Bu noktada yazar Farid Mirbagheri’nin kitabı nasıl kategorize ettiğin doğrusu merak ediyorum.

“Kitabın yazılması birkaç yılımı aldı. Yaklaşık beş yıl araştırma yaptım. Çok iyi araştırmacılarla çalıştım. Bundan önce, kitabın İngilizcesinde, Kıbrıslı Trüklere ilişkin bu denli bilgi yoktu. Kitabı Türkçeye çevirme fikrinin ardından kitabı yeniden elden geçirdim. Kıbrıslı Türklere ilişkin elimden gelenin en iyisini yaparak daha fazla bilgiyi bir araya getirdim. Böylece kitaba her açıdan Kıbrıslı Türkleri de eklemiş oldum. Elbette bu kitabı yazmadan önce bu kitaba benzer yayınları okudum. Daha sonra adanın tarihsel dönemlerini, sosyal, politik ve ekonomik öğelerini araştırdım. Tabii ki tüm bunların bir kitapta toplanası mümkün değildi. Aralarından seçimler yaparak kitapta kaleme alacağım bilgileri belirledim. Okurlar için en önemli ve en gerekli bilgileri bir araya toplamaya çalıştım. Tabii yayınlanmaya hazır hale gelinceye dek üzerinde çok çalıştım. Düşündüm. Karalamalar yaptım. Başka araştırmacılardan da fikir aldım.”

Kıbrıs’ın kendisi için ne denli önemli olduğunu gerekçeleriyle anlatan yazar adayı araştırılacak malzeme anlamında hazineye benzetiyor.

“Kıbrıs araştırma anlamında benim için her zaman çok önemli bir alan oldu. Bir Avrupa ülkesi ancak yine de politik sorunları var. Ayrılık yaşanan bir ülke, yine de Tanrı’ya şükür ki hiçbir problem yaşamadan burada birlikte yaşayan iki farklı toplum var. Bunların yanında stratejik olarak çok önemli ve benim için araştırma ve yazma anlamında adeta bir hazine gibi. ”

Tüm bu araştırmalar yapılırken Kıbrıs’a dair yazarı en çok etkileyen bilgi adanın isminin hikayesi…

“Aslında kitapla için Kıbrıs’la ilgili araştırma yaparken beni etkileyen farklı bilgiler oldu. En çok Kıbrıs isminin nereden geldiği, tarihte çağları, imparatorlukları nasıl etkilediği Osmanlıların ve İngilizlerin adaya gelişlerinden çok etkilendim. Bütünsel olarak bakıldığında ise adanın geçmişine ekonomik, politik ve sosyal hayatına ilişkin pek çok bilgi edindim. Kıbrıs’ı öğrendikçe de adadan etkilendim.”

*********************

“Ben bu kitabı bir Kıbrıslı’dan daha objektif yazdım”

Kıbrıs’a dair önemli bilgileri içeren bu kitabın bir Kıbrıslı, Rum ya da Türk tarafından değil de İran asıllı bir İngiliz vatandaşı tarafından yazılması benim için hayli ilgi çekici. Sanırım yabancıların bu topraklara bizden fazla ilgi duyması, Mirbagheri için de geçerli bir özellik. Bunu söyleyince çok gülüyor.

“Bana öyle geliyor ki böyle bir kitabın Kıbrıslılar, Türkler, Rumlar, Ermeniler ya da Maruniler tarafından değil tamamen dıştan bakan bir göz tarafından yazılması daha iyi. Çünkü sizlerden birinin bu kitabı yazmasındansa benim yazmam özellikle politik konulara daha objektif ve tarafsız bakış açısı kazandırıyor. Unutulmamalıdır ki Kıbrıs barışa ulaşma, barış yapma ve Birleşmiş Milletler için çok önemli bir alan. Benim doktora tezim de Birleşmiş Milletler ve Barış Süreçlerine ilişkindi. Kıbrıs’ da bu bağlamda örnek bir inceleme olarak kullandım. Kıbrıs’ta her ne kadar anlaşmaya varılmamış olunsa da bunca yıldır barışın koruması anlamında Birleşmiş Milletlerin önemli bir başarı yakaladığı kanısındayım. Tez çalışmamda da Kıbrıs’ı seçmemin temel nedeni buydu. ”

Mirbagheri objektif ve tarafsızlıktan bahsedince kitapta Kıbrıs’ın kayıp şahıslarının anlatıldığı bölümde yapılan eksik bir bilgilendirmeden bahsetmeden edemiyorum. Mirbagheri kitapta Kıbrıs’taki kayıp olaylarının 1974’den itibaren başladığını yazıyor. Ancak ben ona1958 ve 1963 kayıplarını hatırlatıyorum.

“Yapılan her çalışma gibi benim çalışmam ve kitabım da geliştirilebilir. Tabii tüm bu kritikleri göz önünde bulundurarak oluşabilen eksikleri düzeltmeye hazırım. Ancak ben bu kitabı yazarken ne Kıbrıslı Rumları ne de Kıbrıslı Türklerin bakış açısıyla yazmadım. Daha çok uluslararası toplumun doğru kabul ettiği bilgiler üzerinden yazdım. Onu yansıtmaya çalıştım. Tabii ki sizlerin bu konuda itirazlarınız olabilir. Bu uyarı için de ayrıca teşekkür ederim.”

**************

“Mümkün olabilecek en iyi anlaşmaya, en geniş kitlelerin desteğiniyle varmak ideal çözüm olacak ”

Mirbagheri Kıbrıs’ta çözümü, bu konudaki fikirlerini ve adanın geleceği nasıl gördüğünü bizimle paylaşıyor.

“Çözüm yönünde atılan her adımı mutlulukla takip ediyorum. Her iki liderin de bu yönde çaba gösterdiklerinin farındayım. Yine de yardıma ihtiyaçları olduğu ve her şeye rağmen barışa karşı olan kesimlerin var olduğu da unutulmamalı. Hiçbir zaman hiçbir taraf için ideal çözüm diye bir şey olamayacaktır. Her iki topluma bir çözüm durumunda evet ya da hayır deme şansı tanınacaktır. Bakın 2004 yılında Kıbrıslı Rumlar Annan Planı’na hayır demişti. Şimdi bir kez daha bu şans toplumlara tanındı. Anlaşma için liderler yeniden masada. Görüşmeler sürüyor. Kendileri de anlaşmayı destekliyor ve bunun için maksimum düzeyde çaba gösteriyor. Yine de bana göre bir anlaşmaya %60’tan daha az kişinin evet demesi, bir anlaşmanın yapılmasını olanaklı kılabilir, sürdürülebilir olması için yeterli olmaz. Her iki taraftan da halkın %60’dan fazlasının bir anlaşmaya evet demesi gerekiyor. Ancak bu şekilde sürdürülebilir ve yaşanabilir bir anlaşmaya varılabilir. Daha önce de söylediği gibi hiçbir zaman mükemmel bir anlaşma olmayacak hatta pek çok kişinin mükemmel algısından uzak bir anlaşma önünüze konacak. Varılacak anlaşma her anlamda adil, acıların tamamen sarıldığı bir anlaşma olmayacak belki ama her açıdan kötü ve eksik bir anlaşma da olmayacak. Aslında yapılması gereken her iki halka da bunun anlatılmasıdır. Mümkün olan en iyi şekilde, mümkün olan en geniş kitlelerin desteği ile ideal bir anlaşmaya varmak… Hiçbir şey mükemmel olmayacak ancak zaten mükemmel şartlar altında da yaşamıyoruz. Şimdi anlaşma yapmak için ikinci bir şans doğdu esas olan bunu desteklemek. Çok geç olmadan bir anlaşmaya varmak”

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir